ESKİŞEHİR İLİ ALİ KOÇ BABA OCAĞI VE ŞÜCAADDİN VELİ OCAĞI
İNANÇ PRATİKLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
Özet
Alevi kelimesi Arapça da “Ali’ye mensup”, “Aliye ait” demektir. Hz. Ali’yi sevmek, saymak ona bağlı olmak anlamlarına gelmektedir.[1] Alevî terimi İslâm kültür tarihinde Hz. Ali soyundan gelenler mânasında, ayrıca siyasî, tasavvufî ve itikadi anlamda da kullanılmıştır. Hz. Ali soyundan, oğulları Hasan, Hüseyin, Muhammed b. Hanefiyye, Ömer ve Abbas vasıtasıyla gelenlere Alevî denilmiştir.[2]
Alevilik terimi, Anadolu’da Hz. Ali merkezli Kızılbaş, Bektaşi, Rafızi, Bâtıni vb. inanç topluluklarını belirtmek için XIX. yüzyılın sonlarına doğru kullanılmaya başlamıştır. İslam siyasi tarihine bakıldığında Peygamber’in vefatından sonra halifenin kim olacağı üzerine başlayan iktidar mücadelelerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.[3] Hz. Ali’ye bağlı olanları ve Ehli Beyt mensubu kişileri nitelemek amacıyla kullanılmıştır. İslam tarihinde Şiiler ve Şia içerisinde yer aldığı kabul edilen ve Hz. Ali hakkında inançlara sahip farklı tasavvufi, siyasi ve itikadi oluşumları tanımlamak için de kullanılmıştır.[4]
Anahtar Kelimeler: Alevilik, Ocak, Şücaaddin Veli, Ali Koç Baba, Babai.
Abstract
The word Alevi means "belonging to Ali", "belonging to Ali" in Arabic. It means to love and respect Hz. Ali and to be loyal to him. In the history of Islamic culture, the term Alevi has been used in the sense of those who are descendants of Prophet Ali, as well as in political, mystical and theological terms. The descendants of Prophet Ali through his sons Hasan, Hussein, Muhammad b. Hanafiyya, Umar and Abbas were called Alawites.
The term Alevism began to be used in Anatolia towards the end of the nineteenth century to denote belief communities such as Kızılbaş, Bektaşi, Rafizi, Bâtıni, etc. centered on Hz. Ali. When we look at the political history of Islam, it emerged as a result of the power struggles over who would be the caliph after the Prophet's death. It was used to characterize those who were loyal to Hz. Ali and members of the Ahl al-Bayt. In Islamic history, it has also been used to describe the Shiites and the different mystical, political and theological formations that are considered to be within the Shia and have beliefs about Prophet Ali.
In this study, the origins, similarities and differences in terms of worship and social life of Seyyid Ali Koç Baba Quarry and Seyyid Şücaaddin Veli Quarries, which are Alevi communities living in and around Eskişehir, will be emphasized. The characteristics of beliefs in Büyükyayla Salihler and Kütahya Aydınlar villages around Eskişehir Seyitgazi and Arslanbeyli villages of Şücaaddin Veli Quarry, which are predominantly in the vicinity of Eskişehir Seyitgazi, where Ali Koç Baba Quarry's followers are predominantly located, are analyzed.
Keywords: Alevilik, Ocak, Şücaaddin Veli, Ali Koç Baba, Babai.
Giriş
XI. yüzyılın başlarından itibaren Horasan üzerinden Anadolu’ya önemli bir Oğuz (Türkmen) akını yaşanmıştır. Oğuz Türkleri, boy, oba, aşiret, oymak gibi yapılanmalar halinde Anadolu’nun farklı yörelerine yerleşmişlerdir. Türklerin yaşadığı bölgelerde İslamlaşma, özellikle büyük şehirlerde hızla devam etmiştir. Kırsal kesimlerde ise bunun gerçekleşmesi uzun zaman almıştır.[5] İslam'ın Türkler arasında yayılmasında Ahmed Yesevî, Arslan Baba ve Korkut Ata gibi Türkmen Babalarının önemli etkileri olmuştur.[6] Anadolu’ya 13. yüzyıldan itibaren artan Türkmen göçleri ile etkin hale gelen eren tasavvuf geleneği özellikle Hacı Bektaş Veli’nin faaliyetleriyle etkinliğini arttırmıştır.
Türkmen kabileleri, İslamiyet’i kabul ederken kendi inançlarıyla birlikte bir sentez yapmışlardır. Bulundukları coğrafyada Şii, Melami ve Haydarî akımların etkisinde kalmışlardır. Medrese eğitimi alıp büyük kentlerde yaşayan Türklerin çoğunluğu Sünni İslam’ı seçerken, ücra yerlerde ve göçebe hayatı süren Türkmenler Alevi-İslam inancını benimsemişlerdir.[7] Alevilik-Bektaşilik inanç sistemi Anadolu’da XIII. yüzyıldan itibaren şekillenmeye başlamıştır. Dede, Baba ve Sultan unvanlarıyla anılan dervişler Alevilik-Bektaşilik düşüncesinin en önemli uygulayıcıları olmuşlardır. Hoca Ahmed Yesevi’nin öğretisini Anadolu’ya getiren Hacı Bektaş Veli’dir. "Yesevi dervişlerinin Anadolu'ya ilk girişleri XIII. yüzyılın başlarında Moğolların önünden kaçan göçlerle olmuştur, bu göçlerle birçok Türk boyu ile Yesevi dervişleri de Maveraünnehir' den ayrılmıştır. Maveraünnehir'den, Harezm ve Horasan'dan, Azerbaycan'dan gelen bu dervişler, geldikleri Anadolu topraklarında tarikatlarını yaymaya başlamışlardır. Hacı Bektaş Velî, Alevîlik içindeki bütün kutsal sayılan ocakların kendisine bağlandığı inancın kaynağı ve en büyük pîri olarak bilinmektedir.[8]
Hacı Bektaş Veli ve Horasan erenleri Anadolu’dan sonra Balkanlara geçerek orada da faaliyetlerde bulunmuşlardır. Anadolu’nun çeşitli yerlerine dağılan Horasan kökenli dervişler; kurdukları köy, ocak ve tekkelerin çevresinde faaliyet göstermişlerdir. Anadolu’da kırsal kesimdeki Türkmen boylarının dini oluşumlarına katkı sağlamışlardır. Kırsal kesimde yaşayan Alevi Türkmen topluluklarının inanç kurumları, dedelerin ve babaların öncülüğünde “Ocak” şeklinde oluşturulmuştur.[9]
Ocak yapılanması Aleviliğin temel kurumlarındandır. Dedeler Türkiye’nin çeşitli yerlerinde kurulmuş olan ocaklara bağlıdırlar. Ocak, Alevilikte Dede'nin ait olduğu soyu belirtmek için kullanılır. Dede kurumu doğası gereği soy temellidir. Soydan gelen dedelere “ocakzade” denilmiştir. Alevilikte ocak; Dede, seyyid, pir, mürşit rehber vb. adlarla anılan kişilerin ailelerini ve soylarını tanımlamak için kullanılan bir terimdir.[10] Ocakların Anadolu’da ne zaman ortaya çıktığı hakkında farklı görüşler vardır. Bu görüşlerden ilki Hacı Bektaş Veli zamanında ortaya çıktığı yönündedir. Başka bir görüşe göre ise daha önceden var olmuş ve Hz. Ali soyundan gelenler tarafından oluşturulmuştur. Diğer bir görüşe göre ise Şah İsmail döneminde kurulduğu ve Anadolu’ya gelen Türkmen babaları ve dervişleri tarafından oluşturulduğu şeklindedir.[11] Ocaklar, Hacı Bektaş Veli zamanından sonra şekillenmeye başlamıştır. Anadolu’nun Türkleşme sürecinin ana unsurlarından olan Horasan erenleri ve bunların etrafında gelişen Alevi ocakları XV. yüzyıldan itibaren Erdebil dergâhından etkilenmeye başlamışlardır.[12]
Anadolu Alevileri, pir olarak tanımlanan bir dedeye bağlıdırlar. Pir ocağı dedeleri ise mürşit denilen dede ocaklarına bağlıdırlar. Birbirlerine silsile ile bağlı ocaklar son olarak Hacı Bektaş Veli Ocağına bağlıdırlar. Bu durum Alevilikte “El ele, el Hakka” deyimiyle ifade edilmektedir.[13]
Anadolu’da Ocak şeklinde örgütlenen Alevi toplulukları, özellikle günümüzde Yunanistan ve Bulgaristan’da, zaman içerisinde Alevi ocak sisteminden “sürek” sistemine yönelmişler ve sürekler halinde varlıklarına devam etmişlerdir.[14]
Ocak merkezli bir yapı arz eden Alevilik ve Bektaşilik için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ocakların inanç sistemleri ve ritüelleri araştırılmış ve bu kültür öğeleri topluma sunulmuştur. Sözlü kültüre dayalı olduğu için Alevi ocakları hakkında daha kapsamlı araştırmalarda yapılmıştır. Değişik coğrafyalarda varlıklarını sürdürmeye çalışan Alevi Bektaşi ocakları da vardır. Türkiye’de üç yüze yakın ocak tespit edilmiştir.[15]
Bu çalışmada Türkiye’de ve Bulgaristan’da mensupları olan Ali Koç Baba Ocağı ve Şücaaddin Veli ocağının inançsal yapıları, hiyerarşik örgütlenme yapıları benzerlik ve farklılıklarıyla incelenmiştir. Her iki ocağın dede- talip topluluklarının yerleşim alanları Eskişehir ve çevresi ağırlıklı olarak araştırılmıştır.
Eskişehir Yöresinde Alevi, Bektaşi Ocakları
XIII. yüzyılda, doğudan büyük kitleler halinde Anadolu’ya yönelen Türkmen göç dalgaları, Anadolu Türk tarihi için büyük öneme sahiptir. 1240 Babai İsyanı ve sonrasında 1243 Kösedağ Savaşı’nın siyasi, askeri ve sosyal sonuçları nedeniyle Orta Anadolu topraklarından Batı Anadolu’ya göçmeye başlamışlardır. Eskişehir yöresi XIII. yüzyıldan itibaren Türkleşme sürecine ve yoğun Türk yerleşimine sahne olmuştur.[16]
Eskişehir ve çevresi Anadolu’daki geleneksel ve tarihsel Aleviliğin en önemli merkezlerindendir. Türkmen topluluklarının göç ve yerleşmek için tercih ettikleri önemli bölgelerdendir. Tüm Anadolu’da yaşanan nüfus hareketleri, Eskişehir ve çevresinde de Türkmen göç ve yerleşme sürecinde etkili olmuştur. Türkmen topluluklarıyla hareket eden derviş, dede ve babalar da öncelikli yerlerini almışlardır.[17]
Türkmen dervişleri, hem dini bir önder hem de siyasi önder olarak Türkmen boy, oymak, oba ve aşiretlerinin sosyal, siyasal, dini ve iktisadi hayat sistemlerinin oluşmasında etkili olmuşlardır. Alevi dervişleri bölgede kurdukları ocaklar ve bu ocakların etrafında şekillenen tekke, dergâh ve zaviyeler de buralarda bulunan insanların dini yapılarına katkıda bulunmuşlardır. Yesevi, Vefai, Haydari, Kalenderi kökenli Türkmen dervişlerinin etrafında oluşmuştur, bu yerleşme ve kolonizasyon faaliyetleri ile sürdürülmüştür. [18]
Eskişehir ve çevresinde bu oluşumların gelişmesinde en büyük etken Seyitgazi’de bulanan Seyyid Battal Gazi Dergâhı’dır.[19] Alevi topluluklarının çekim merkezi olan Seyyid Battal Gazi Dergâhı Hacı Bektaş Velinin Dergâhı ziyaretinden sonra daha da önemli hale gelmiştir[20]. Bu ziyaretin etkisiyle bölgeye Türkmen göçleri devam etmiştir. Hacı Bektaş Veli’nin Seyyid Battal Gazi zaviyesine gerçekleştirdiği ziyaret sonrası bölgede sosyolojik değişimler yaşanmıştır. Bu değişim ile geniş kitleler yaygın ve sürekli olarak etkilemiş, zaviye ve tekke çevresinde Seyyid Battal Gazi ve Hacı Bektaş Veli’yi benimseyen ve gönül veren büyük bir kitle oluşmuştur. Bu Alevi, Bektaşi inancını benimseyen Türkmen ağırlıklı topluluklar yörede yeni yerleşimler kurmuşlardır.
XIV. ve XV. yüzyıllarda da Eskişehir yöresi, değişik Türkmen dervişlerinin etkinlik gösterdikleri bölge olmuştur. Bu dönemde özellikle Şücaaddin Veli ve Üryan Baba gibi Türkmen dedeleri bölgede etkin olmuşlardır. Sultan Şücaaddin, XV. yüzyılda Anadolu’da etkili olmuş kalenderi şeyhlerinden biridir.[21] Eskişehir yöresi XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölgeye Karakeçili Yörükleri yoğun şekilde iskân edilmiştir. Yine XIX. Yüzyılın son çeyreğinde de Balkan kökenli Alevi-Bektaşi toplulukları bölgeye yerleştirilmiştir.
Eskişehir ve civarında Seyyid Cemal Sultan Ocağı, Şücaaddin Veli Sultan Ocağı, Ali Koç Baba Ocağı, Afyonkarahisar’da Karaca Ahmed Sultan Ocağı, Şuhut’ta Hamza Şeyh dede Ocağı, Kütahya’da Hüseyin Gazi Ocağı, Seyyid Ali Sultan Ocağı, Pir Ahmed dede Ocağı bölgenin Alevi- Bektaşi inancının önde gelen merkezleri olmuşlardır. Eskişehir ve çevresinde Yörük ve Türkmen Alevileri, Balkanlardan göçen muhacir diye adlandırılan Alevi ve Bektaşiler ve Orta Anadolu’dan gelen Alevi toplulukları bulunmaktadır.[22]
Eskişehir ve çevresinde çeşitli Alevi ocakları bulunmaktadır bunlar: Dede ocaklı Aleviler, Babagan Bektaşiler, Hacı Bektaş Veli Dergâhına bağlı Bektaşiler ve Erdebil Dergâhı’na bağlı Alevi topluluklarıdır. Eskişehir ve çevresinde otuz dokuz adet yerleşim yerinde Alevi ve Bektaşi topluluğu bulunmaktadır. Eskişehir’de bulunan Alevi, Bektaşi köyleri şunlardır. Akçakaya, Akin, Arslanbeyli, Aşağı çağlan, Aşağı ılıca, Avdan, Ayvacık, Beyköy, (Örencik), Büyükdere, Büyükyayla, Çürüttüm, Doğançayır, Erikli, Gökçeoğlu, Gülpınar (Mamuca), Gündüzler, Harmandalı, İkizoluk, Karacalık, Karagözler, Karatepe, Kargın, Kayacık, Kayapınar Kaymazyayla, Kavacık, Koşmat(Yayıklı), Kuyucak, Musalar, Salihler, Sarıkavak, Sarısungur, Şükranlı, Topkaya, Üçsaray, Yahnikapan, Yarbasan, Yeni sofça, Yeşilyurt, Yörükkırka, Yukarı çağlan, Yukarı kartal.
Eskişehir’de 22 adet Alevi Ocağı tespit edilmiştir. Bölgede bulunan Alevi Ocakları şu şekilde sıralanabilir: Ali Koç Baba Ocağı, Arzumanlı Ocağı, Baba Mansur Ocağı, Cibali Sultan Ocağı, Garip Musa Ocağı, Hacı Turabi Ocağı, Hamza Şeyh Dede Ocağı, Hasan Dede Ocağı, Hıdır Abdal Ocağı, Hüseyin Gazi Ocağı, Koçu Baba Ocağı, Öksüz Ali Baba Ocağı, Pir Ahmed Ocağı, Pir Sultan Ocağı, Seyyid Ali Sultan Ocağı, Seyyid Battal Gazi Ocağı, Seyyid Cemal Sultan Ocağı, Sultan Samut Ocağı, Sultan Söylemez Ocağı, Şah Ahmed Sultan Ocağı, Şah İbrahim Veli Ocağı ve Şücaaddin Veli Ocağı.
Ali Koç Baba Ocağı
Ali Koç Baba İsmini verdiği Ali Koç Baba Ocağının karizmatik kişiliğe sahip manevi önderidir. Ali koç Baba Yıldırım Bayezid devrinde yaşayan, bölgede fetihlere katılan Alevi-Bektaşi dervişi ve komutanıdır.[23] Ali Koç Baba Yıldırım, Bayezid’in Macarlarla yaptığı Niğbolu Savaşı’na katılmış bir komutan olarak görev yapmıştır ve bu savaşta şehit olmuştur.[24] Ali Koç’la ilgili olarak XIV ve XV. yüzyıllarda çeşitli sözlü kaynak bilgilerine rastlanılmaktadır. Ali Koç Babanın türbesi Niğbolu’dadır. Türbesindeki bir levhada ve türbede bulunan mezar taşında Ali Koç Baba, Seyyid Ali Sultanın oğludur. Seyit Ali Sultan da Hacı Bektaş Veli’nin oğludur diye yazmaktadır.[25] Ali Koç Baba’nın soyundan gelen kişilerin anlatımıyla; Ali Koç Baba bir fetihten sonra “Bir koç kurban edelim.” denilince Ali Koç “Ben bu şehrin uğruna kurban olayım, kurban olarak beni kesin.” demiştir. Oradaki komutan ise “Hey koçum sen bana daha lazımsın.” demiştir. Komutanın Ali Bey’e “koçum” demesi sonrasında çevresinde “Ali Koç” olarak anılmasına sebep olmuştur.
Seyyid Ali Sultan ile beraber Gelibolu’ya akan gruplar daha sonra Çanakkale ve oradan da Dimetoka’ya gelmişlerdir. Seyit Ali Sultanın yanında Ali Koç da bulunmaktadır. Dimetoka kalesinin fethi ile ilgili bir anlatıda; Kaleye gelen Türkler kumandandan kaleyi teslim etmesini isterler. Kumandan vakit kazanmak için “Bana horozlar ötünceye kadar süre verin.” der. Ali Koç bu hileyi anlayınca yatsı vakti yaklaşınca “Hey horozlar durmayın ötün artık.” der. Dimetoka’nın horozları aynı anda ötmeye başlar. Horozların ötmesi üzerine kumandan kaleyi teslim eder ve ahalisi ile Müslüman olur. [26]
Bazı kaynaklara göre Ali Koç Baba Koyun Babanın mürididir. Ali Koç Baba ve beraberindeki dervişler Niğbolu’ya gelerek bir tekke kurmuşlardır. Bunların 1462’deki Eflaklılar’ın işgali sonrasında Niğbolu’ya geldikleri tahmin edilmektedir.[27] Koyun Baba menakıbında yazılan bilgilere göre Koyun Baba Ali Koç’u Bulgaristan’ın Deliorman Bölgesinde görevlendirmiştir. Ali Koç orada bir tekke kurmuştur. Ali Koç Baba Niğbolu ve Vidin civarında faaliyet göstermiştir.[28]
Ali Koç Baba ile ilgili ilk arşiv bilgisini veren ve belgeyi yorumlayan Ömer Lütfi Barkan olmuştur. Barkan’ın çevirisi ile belge şöyledir;” Aynı şekilde, Nigebolu’ya tabi Dervişler köyü de şu şekilde teşekkül etmiştir. Koyun Baba dervişlerinden Ali Kocu nam dervişin zaviyesinin vaktiyle hiçbir evkafı ve varidatı yokmuş”
Ömer Lütfi Barkanın Kanuni Süleyman Devrinde 1518 tarihli 732 numaralı Paşaeli defterinde Ali Koç dan şöyle bahsetmiştir;” An evkaf-ı zaviye-i Merhum 'Ali Koçı. Karye-i Dervişan nam-ı diğer Bulgarine-i Küçük tabi'-i Niğebolu. Merhun Koyun Baba dervişlerinden 'Ali Koçı, nam sahib-i vilayet derviş ki nefs-i Nigeboluda olan zaviyesinin asla ve kat'a bir akçe varidatı olmamağın ve bir akçe hâsıl olur vakfı yokdur.”
Ali Koç Baba Anadolu’dan Balkanlara göç edip Tuna boyunda bulunan Vidin kalesine yerleşmiş ve çalışmalarını buradan yürütmüştür. Hazreti Muhammet’in soyundan gelmekte ve Seyyid olarak kabul edildiği için de bu konunun sürekliği açısından önem arz etmektedir. Bugün itibarıyla Ali Koç Baba’nın evlatları hem Anadolu’da hem de Balkanlardadır.[29]
Ali Koç Baba Ocağının merkezi Bulgaristan İslimye bağlı Alvanlar (Yablanovo) köyüdür. Ali Koç Babanın evlatlarından Hüseyin dedenin Alvanlar’a yerleşmesi sonucu ocaklarını da burada yaşatmışlardır. Alvanlar merkezli devam eden Ali Koç Baba’nın Ocağı, Balkanlardaki tek Dede Ocağı başka bir ifadeyle Seyit-Pir Ocağı’dır. Nüfusu ve demografik yapısıyla Alvanlar, Ali Koç Baba Ocağı için önemli bir yere sahiptir.[30] Ali Koç Baba ocağında aynı sodan gelen kişiler mürşitlik makamına seçilebilirler. Mürşitlik makamına oturanlara dede unvanı verilir. Dedeye yardımcı olanlara baba denilir. Ali Koç Baba ocağı erkânı ile Seyyid Ali Sultan erkânı birbirine çok benzemektedir.
Ali Koç Baba Ocağı, Bulgaristan’da ve Türkiye’de kurucusunun adı olan Ali Koç Baba adıyla anılmaktadır. Ali Koç Baba Ocağı, Bulgaristan’da kurulmuş bir Alevi ocağıdır. Ocağın en fazla talibinin olduğu yer Bulgaristan’da Alvanlar köyüdür. Alvanlar köyünün yakın çevresinde olan Veletler ve Küçükler köylerinde ve Karinabat Sungurlar köyünde de Ali Koç Baba taliplileri vardır. 93 Harbi neticesinde Sungurlar köyünden Türkiye’ye göç eden muhacirler, Eskişehir’e bağlı Seyitgazi ilçesine yerleşmişler ve kurdukları bu köylere Büyükyayla ve Salihler isimlerini vermişlerdir. Kısa bir zaman sonra ise Büyükyayla ve Salihler köylerinden ayrılan bazı aileler, Kütahya Altıntaş ilçesinde Batak (Yeni adıyla Aydınlar) köyünü kurmuşlardır.
Ali Koç Baba Ocağı taliplileri Trakya’da Tekirdağ’a bağlı Muratlı İlçesi Aydınköy, Ballı Hoca köylerinde, Tekirdağ Çorlu ilçesi bağlı Sağlık ve Türkgücü mahallelerinde yaşamaktadır. Kırklareli Lüleburgaz ilçesi Umurca, Evrensekiz, Hamza Bey, Küçükkarıştıran köylerinde, Kırklareli Kofçaz ilçesi Taştepe, Terzidere, Malkoçlar, devletli Ağaç köylerinde, Kırklareli Demirköy ilçesi Sivriler köylerinde yerleşiktirler.
Alikoç Baba Ocağı’nın Bulgaristan’da yaşayan taliplileri ise; İslimye (Sliven) Kotel ilçesi Alvanlar (Yablanovo), Küçükler (Malko Selo), Çerkeşli (Ferdinandovo) Eski Cuma Veletler, (Verentsi), Bayacılar ve Burgaz Karinabat ilçesi Sungurlar (Sungurlare) köylerindedir.
Ali Koç Baba Ocağı 1930 yılların başında Büyükyayla köyüne gelen Ali Koç Baba sülalesinden dedenin çabalarıyla inançlarını tam olarak yaşamaya başlamışlardır. Ali Koç Baba Ocağı Seyyid Ali Sultan erkânı yürüten bir ocaktır.
Ali Koç Baba Ocağında Türkiye’de el verme, posta oturtma yetkisi vermeye karar veren iki dede vardır. Birisi Eskişehir Seyitgazi Büyükyayla köyünde; diğeri de Trakya’dadır. Ali Koç soyundan hizmet yürüten dört dede vardır. Dedelerden birisi Bulgaristan’da üçü Türkiye’dedir. En kıdemli dede Eskişehir’de yaşamaktadır. Bu dedeler taliplerin bütün hizmetlerini görmeye yetkilidirler.
Şücaaddin Veli Ocağı
Alevi inanç önderlerinden birisi olan Şücaaddin Veli, gerek kendi Velayetnamesi gerekse Otman Baba Velayetnamesine göre XIV. yüzyılın sonlarıyla XV. yüzyılın başlarında yaşamıştır. Sultan varlığı ve Şucâu’d-Din Baba olarak da velayetnamesinde kendisinden bahsedilir.[31] Çelebi Mehmet ve II. Murad dönemlerinde yaşamıştır. Sözlü gelenek Şücaaddin Veli’yi İmam Rıza soyuna bağlar. Zaman olarak da daha gerilere götürmektedir. Babai isyanında aktif rol oynayan Baba İlyas ile özdeşleştirmektedir. Yine kendisini Orhan Gazi döneminde yaşamış olarak göstermektedir.[32] Şücaaddin Veli’den ilk kez Otman Baba velayetnamesinde Yıldırım Bayezid döneminin son kısımlarında bahsedilmektedir. Velayetnamelere göre Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinin yakınlarında bulunan Şücaaddin (Arslanbeyli) köyünde yaşamıştır.[33] Türbesi 1515 yılında Kasım Bey tarafından ismi verilen köyde inşa edilmiştir.[34] Arslanbeyli köyünden başka Edirne ve Antalya’da makamı vardır. Şücaaddin Veli kendine bağlı Babai dervişlerle Bursa, Kütahya, Manisa ve Ankara civarında faaliyet göstermiştir. Şücaddin Veli Anadolu dışında Timurtaş Paşa ve oğlu Ali Bey ile Rumeli’de askeri faaliyetlerde bulunmuştur.[35]
Şücaaddin Veli Kalenderi dervişlerinin öne çıkan şahsiyetlerindendir. Anadolu’da ve Balkanlarda etkisini göstermiştir, çok sayıda yerde onun adına kurulan yerleşim yeri ve dergâh vardır. Şücaaddin Veli Ocağı hiyerarşik yapının korunduğu ocaklardandır. Geleneksel olarak hiyerarşik yapı talip-pir-mürşit şeklindedir. Bu yapılanma içerisinde Şücaaddin eli ocağına bağlı yedi dede ocağı vardır. Şücaaddin Veli ocağı da Hacı Bektaş Veli ocağına bağlıdır. Anadolu’da Şücaaddin Veli Ocağına bağlı olan Alevi ocakları şunlardır. Ankara’da Karpuzu büyük Hasan Dede Ocağı, bu ocağa bağlı Hacı Muradi, Hacı Türabi, Kalender Abdal, Cibali Sultan Ocağı ve Mehmet Abdal Ocağı Şücaaddin Veli ocağına bağlıdır. Eskişehir’in Avdan, Ayvacık, Yörük Kırka, Mamuca (Gülpınar) ve Doğançayır köylerinde Şücaaddin Veli Ocağına bağlı haneler vardır.[36]
Şücaaddin Veli Ocağı talipleri çok geniş bir sahaya yayılmıştır. Sücaaddin Veli Ocağının Türkiye'nin çeşitli illerinde talipleri vardır. Ayrıca ocağın Bulgaristan ve Romanya'nın çeşitli illerinde yaşayan mensupları bulunmaktadır. Arslanbeyli köyünde Sücaaddin Veli Ocağı hariç Koçu Baba, Pir Ahmet Efendi, Seyyid Battal Gazi Ocaklı taliplileri de yaşamaktadır. Arslanbeyli köyünde Şücaaddin Veli Türbesi ve dergâhının dışında kutsal mekânlar arasında Mürvet Ali Paşa (Timurtaş Paşa) Türbesi, Genç Abdal, Ekmekçi Baba, Abdal Musa, Menezgah Baba, Tokmakçı Baba, Delikli Taş, Çilehane gibi kutsal mekânlar vardır.[37]
Bulgaristan Tekkeköy’de bulunan Otman Baba zaviyesi ile inançsal bağları devam etmektedir. Bulgaristan’da Otman Baba, Musa Baba, Akyazılı Babaileri de Şücaaddin Veli Ocağına bağlıdır. Bulgaristan Deliorman, Hasköy ve Kırcaali bölgelerinde yaşayan bazı Aleviler Şücaaddin Veli Ocağına bağlıdır.[38]
Şücaaddin Veli Ocağında postnişinlik[39] vardır, mücerretlik[40] ve Dede Babalık yoktur. Piramitsel bir işleyiş yapısı vardır. Mühür[41] kullanan, Dede ve Baba görevlendirmesi yapan dergâhlardandır.
Mühür kullanan ocaklar şunlardır[42]
- Hacı Bektaş Dergâhı.
- Seyyid Sultan Şücaaddin Veli Dergâhı.
- Güvenç Abdal Ocağı.
- Ali Koç Baba Ocağı.
Şücaaddin Veli Ocağı Osmanlı Devleti tarafından tanınan ve korunan yedi büyük dergâhtan birisidir. Yedi büyük dergâh şunlardır.[43]
- Hacı Bektaş Veli Dergâhı.
- Seyyid Sultan Şücaaddin Veli Dergâhı.
- Abdal Musa Dergâhı.
- Gaygusuz Abdal Dergâhı.
- Otman Baba Dergâhı.
- Demir Baba Dergâhı.
- Kızıl Deli Sultan Dergâhı.
Güney Bulgaristan’da Alevi gruplar “Bektaşi, Babaî ve Musahipli”[44] olarak sınıflandırılmıştır. Bektaşi olarak adlandırılan gruplar Seyyid Ali Sultana bağlıdır. Babaî denilen gruplar ise Otman Babaya bağlıdır. Otman Baba Babaileri de Şücaaddin Veli Ocağı’na tabidir. Musahipli olarak bilinen gruplar da kendini Kızıldeli’ye bağlamaktadır. Babaî ve Musahipsiz Bektaşilerin cem törenleri arasında fark yoktur. Musahipli Bektaşilerin törenlerinde çeşitli farklılıklar vardır. Bu sınıflandırmalar dışında “Ali Koçlu”, “Bedreddinî-Gülşenî”, “Amuca”, “Kızıldeli” ve “Akyazılı” erkânını süren gruplar bulunmaktadır.[45]
Ali Koç Baba Ocaklılar dışındaki bütün sürekler seçimle gelen önderin öncülüğünde “Baba” sistemi ile törenlerini sürdürmektedir. Balkan coğrafyasında geleneksel ocak sistemi ile soydan gelen “Dedelik” ile kurumsal yapısını devam ettiren tek topluluk Ali Koç Baba Ocağıdır. Ali Koç Baba Ocağı takip ettikleri sürek olarak da “Erdebilli” “Gör de bil” tanımını kullanırlar ve Eskişehir ve çevresinde “Erdebilli” olarak tanınırlar. Ali Koç Baba Ocağı Seyyid Ali Sultan evladiye koluna bağlı erkânını uygulayan musahipli bir Bektaşi süreğidir.[46]
Şücaaddin Veli ve Ali Koç Babalılarda Dini Ritüeller
Ali Koç Baba Ocağında Mürşit makamında oturanlara dede adı verilir. Soy esaslı dedelik sistemi vardır. Dedelerin soyu molla olarak bilinir, Molla soyundan dede olmayan bölgelere dede vekili olarak “Dikme baba”[47] görevlendirilir. Dikme babalar bazı erkân ve hizmetleri yapabilir. Şücaaddin Veli ocağında postnişin makamında dede oturur. Posta oturan dede ocağa bağlı taliplerin bütün hizmetlerini görür. Hizmetlerin daha sağlıklı yürütülebilmesi için bazı yerlere baba veya rehber görevlendirilmiştir. Ali Koç Baba Erkânı ile Şücaaddin Veli erkânı arasında çok büyük benzerlikler vardır.
Ali Koç Baba ve Şücaaddin Veli Ocaklarında ikrar veren evli çiftler cem törenlerine katılabilirler, her iki ocakta da musahiplik erkânı yürütülür. Ali Koç Baba Ocağında ”Tarik”[48] ile hizmet görülür. Şücaaddin Veli Ocağında ise hem “Tarik” hem de “Pençe-i Al-i Aba”[49] ile hizmet yürütülür. Her iki ocakta da dörtlü musahip erkânı vardır. Musahip ritüelinde musahip adaylarının üstü beyaz bir örtü ile örtülür. Cem töreni için dedelerin özel kıyafetleri yoktur. Ali Koç Baba Ocağı dedesi “Tarik” tutulacağı zaman siyah cübbe ve taç denilen başlık giyer.
Ali Koç Baba Ocağında kadınlara “bacı” erkeklere “er” denir. Cem’e katılan kadın ve erkeklere ise “can” denir. Şücaaddin Veli Ocağında erkeklere “taçlı bacı”, kadınlara “saçlı bacı” denir. Onlar da cem de bulunanlara “can” derler. Her iki ocakta da oturma düzeni aynıdır. Erkekler dedenin sol tarafında, kadınlar sağ tarafında ay şeklinde saflar halinde oturulur.
Ali Koç Baba ocağında dede olabilmek için soydan gelmesi gereklidir. Dede ocak zade olsa da “taç”[50] giymesi gereklidir ve en kıdemli dede tarafından görevlendirilmesi yapılmaktadır. Dikme baba görevlendirilmesi için ise dedelerin elinden taç giymesi gerekmektedir. Dikme babalarda sodan gelme şartı aranmaz. Dikme baba seçilecek kişinin çevresinde sevilmesi, iyi ahlaklı olması ve yol hakkında bilgili olması özellikleri aranmaktadır. Cemlerde hizmet görecek taçlı babalarında taçlarını dede gerçekleştirir ancak ondan sonra hizmette bulunabilirler. Dede ya da babanın cemlerde hizmet yapabilmesi için musahipli olması şartı aranmaktadır.[51]
Şücaadin Veli ocağında postnişinlik vardır ve soydan gelmektedir. Dedelik babadan oğula geçer. Şücaaddin Veli ocağı çok büyük bir coğrafyaya dağılmıştır hizmetlerin görülmesi için Ocak postnişini bazı bölgelere dikme baba ataması yapar. Dikme babalık için soy takibi yapılmaz o bölgeden topluma örnek olacak kişiler ocak mensuplarının da görüşü alınarak seçilir. Dikme babalar, ikrar, musahip ve dar hizmetlerini yapamazlar.[52]
Cem ibadeti esnasında kullanılan Birlik Çırağı, Ali Koç Baba ocağında üçayaklı ve tek mumluktur. Şücaaddin Veli Ocağında da üçayaklıdır. Her Ocak da bu çırağın, Allah, Muhammed ve Ali’nin birliğini temsil ettiğini söyler.
Cem Töreni
Cem Arapça kökenli bir kelimedir “toplanma, topluluk” anlamına gelmektedir. Toplantı, toplantı meclisi de demek olan cem ayin-i cem olarak da adlandırılır.[53] Alevilikte ve Bektaşilikte en önemli dinsel törendir. Cem ritüelinin kaynağı Hz. Muhammed’ miraca çıkmasından sonra yapılmış olan “kırklar cemidir.[54]
Cem, pir/mürşid/dede, denetiminde rehber ve zakir’in yönetiminde yapılmaktadır. Cem’de “On iki Hizmet” erkânı yürütülür ve bu hizmeti gören hizmet sahipleri vardır. On iki hizmetli Şücaaddin Veli ocağında şu şekilde isimlendirilir; Mürşit (Dede), Rehber, Gözcü (Pervane), Çerağcı (Delilci), Zakir (Âşık, Sazandar), Süpürgeci (Ferraş), Meydancı (İznikçi), Kurbancı (Sofracı), İbriktar, Peyik (Davetçi), Sakkacı, Kapıcı (Bekçi). Ali Koç Baba Ocağında on iki hizmet uygulanmaktadır. Ali Koç Baba ocağında günümüzde on iki hizmetli sayısı eksikliklerden dolayı yedi hizmetli olarak yürütülmektedir. Bu hizmetliler ise şöyledir; Dede, Rehber (İç gözcü), Mumcu Baba (Çırakçı), Âşık Baba (Zakir), Bakırcı Baba (Saki), Kurbancı Baba, Dış gözcü, Tarikçı Baba. Tarikçı Baba musahiplik Ceminde görev yapar. Diğer Cemlerde sadece makamı vardır.
Türkiye’de ve Bulgaristan’daki Alevi ocaklarında temel ibadet Cem’dir. Cem’e “Ayin-i Cem” de denilir. Cem töreni ocaklar arasında ufak değişiklikler olsa da aşağı yukarı anı isimlerle anılırlar. Şücaaddin Veli ocağında yapılan cem törenleri şu şekildedir; Cuma akşamları (perşembeyi cumaya bağlayan akşam) yapılan Cem törenleri, Hizmet için yapılan Cem törenleri bunların çeşitleri ise; İkrar Cemi, Musahiplik Cemi, Görgü Cemi, Dar Cemi, Düşkünlük Cem’idir. Önemli günlerde yapılan Cem törenleri ise; Birlik Cemi, Hızır Cemi, Nevruz Cemi, Abdal Musa Cemi, Muharrem Yası Cemi, Adak Cemi, Kırklar Cemi ve Muhabbet Cemleridir.
Ali Koç Baba Ocaklılarının düzenledikleri üç temel Birlik Cem töreni vardır. Bunlar; Harman Tavı Cemi, Kırk Nevruz cemi, Muharrem Yası Cem’idir. Bu Cemler bir aksilik olmadığı sürece takvime uygun zamanda yapılırlar. Cem törenleri Harman Tavı Cemi ile açılır, Kırk Nevruz Cemi ile kapanır. Muharrem ayında yapılan ve Kerbela şehitlerinin anıldığı Muharrem matem cemi haricindeki Birlik cemlerinin işleyişi aynıdır. İkrar verme cem’i, Musahip olma cemi, Taç giyme Cem’i (Hizmet alma cemi) düzenlenen herhangi bir Cem töreninin içinde yapılır. Cemler de semaha geçildiği zaman henüz “ikrar”[55] vermemiş genç ve çocuklarda Cem törenine dâhil edilir.
Cem’de ibadetin uyum içinde yapılması için bir hizmet sıralaması vardır. Şücaaddin Veli ocağında hizmet sıralaması şu şekildedir: Cem töreni öncesi gündüz meydan çırağının uyarılması. Dedenin Cem’e gelmesi, cümle niyazının yapılması. Dedenin posta oturması sonrasında dar duasını vermesi. Cem’e gelen taliplerin cümle niyazı yapması ve Kırklar Ceminin teşkili. Cem töreninin başlaması, dedenin başlangıç duasını yapması. Cem’de hizmet alacakların hizmet dualarının dede tarafından yapılması. Cem’e katılanlardan “Rızalık”[56] alınması. Ceme katılanların sorgudan geçirilmeleri. Seccadenin serilip duasının yapılması. Çırağın uyarılması duasının yapılması, Kurban hizmeti ve kurbanın dualanması. Dedenin Cemle ilgili konuşması, nefes[57] ve düvaz imam okunması. Kur’an-ı Kerim okunması, Tevhit[58], Miraçlama[59], Kırklar semahı ve Cem bitirme ve duası.
Ali Koç Baba Ocağında hizmet sırası şöyledir; Dedenin cem törenine gelmesi, çırak uyandırılması. Canların niyaz etmesi, niyazdan sonra dedenin hal hatır etmesi. Sofralar kurulur yemekler yenir, yemek sonrası Kur’an’ı Kerim okunur. Dolu dağıtım hizmeti, semahların dönülmesi. Hizmet edenler için dedenin duası son olarak da dedenin dağılma duasını vermesi.
Ali Koç Baba Ocağında Cem Töreni
Ali Koç Baba Ocağında Cem töreninden önce kurban kesilir, yemekler yenir. Dede yemek öncesinde ve sonrasında duasını verir. Yemekler yendikten sonra Cem evine geçilir. Cem evine gelen talipler önce kapı eşiğine, kapının sağına ve soluna son olarak da kapının üst eşiğine niyaz edip cem evine girerler. Cem töreni Dedenin Cem evine gelmesi ile başlar. Dede içeri girince canlar ayağa kalkarlar. Dede posta niyazını yapar, post duasını yaptıktan sonra yerine geçer. Dededen önce gelen canlar posta niyaz eder. Sonra gelenler Dedeye niyaz eder. Dede önce sağındaki ve solundaki Taçlı Babalarla[60] niyazlaşır. Sonra Cem’de bulunanlarla niyazlaşır. Hizmet görecekler görevlerini almak için Dedenin karşısında dara dururlar. Duasını alan görevinin başına geçer. Ali Koç Baba ocağında küskün dargın sorgusu cem töreninden önce halledilir sorunu çözülmeyen talipler cem törenine katılamazlar.
Rehber (İç gözcü) görevini aldıktan sonra Dede dâhil herkes çorabını çıkartır[61]. Hizmetini alan Mumcu Baba (Çırakçı) gelir çırak[62] uyarılır. Harman tavı ceminde Kırk Nevruz ceminde üç adet çırak uyarılır. Muharrem Yası Ceminde ise on iki adet çırak uyarılır. Çıraklar uyarıldıktan sonra “hoş geldiniz niyazı”[63] için beş can Dedenin karşısına geçer. Görev alan beş can önce Dedeyle sonra Cem’de bulunanlarla niyazlaşır. Bu yapılan niyaz işlemine “sefalaşma”[64] denir. Niyazlaşmadan sonra Dede düzenlenen Cem’in özelliğine göre açıklayıcı bir konuşma yapar. Dededen sonra konu ile ilgili konuşmak isteyen canlar olursa onlar da konuşabilirler. Konuşmalar bittikten sonra Kur’an-ı Kerim okunur. Okunan sureler şunlardır: Yasin, Tahrim, Fatiha, Amenerresul[65], İhlas, Felak ve Nas. Kur’an-ı Kerim okunması bittikten sonra “Dolu” [66] (Dem) erkânına geçilir. Ali Koç Baba Ocağında “Dolu” şerbetten ibarettir. Dolu salma (Dağıtım) erkânı sırasıyla. Muhabbet dolusu, Muhammed Ali dolusu, üçlerin dolusu, yedilerin dolusu, on iki imamların dolusu, kırkların dolusu ve sunaların dolusudur. Canlardan istek olursa Ali Koç Baba ve Hasan Dede dolusu da salınabilir. Muhabbet dolusunu Ana bacı dağıtır. Muhabbet dolusu bittikten sonra Âşık Baba hizmetini alır. Bahçe donatımına[67] geçilir. Dolu hizmetini musahipli bacılar yapar. Dolu erkânında hazırlanan şerbet dededen başlar. Sonra Taçlı Babalara ve Cem’e katılan tüm canlara ikram edilir. Dolu dağıtımım yapılırken Âşık Baba nefesler söyler. Dede her dolu dağıtımından sonra tercüman[68] okur. Dolu dağıtımı sona erdikten sonra, rehber “Buyurun semaha” der ve Âşık baba semaha kalkacaklar için semah nefesleri okur. Semaha önce erkekler kalkar. Semah iki kişi ile dönülür. Semaha kalkan canlardan, küçük büyüğe niyaz eder; iki can da semaha başlarken ve bitirdikten sonra dedeye niyaz eder. Erlerin semahı bitince rehber dedeyi semaha davet eder. Dede semaha kalkınca Cem’de bulunan herkes ayağa kalkar. Dede yerine oturunca semah gülbankını[69] okur. Rehber semah aralarında ceme katılanları teşvik etmek için “ Meydan boş kalmasın” diyerek seslenir. Erlerin semahından sonra bacılar semaha kalkar. İlk semahı Ana Bacı bir bacı döner. Bu esnada tüm bacılar ayağa kalkarlar. Bacıların semahı bitince Rehber herkesi “Buyurun canlar “Kırk erenlere” diyerek kırklar semahına davet eder. Cemdeki bacılar bir yerde erler bir yerde halka şeklinde kırklar semahını dönerler. Kırklar semahını dede oturarak elleriyle tempo tutarak icra eder. Kırklar semahından sonra herkes yerine oturur. Dede kapanış duasını yapar. Dede Cem’de hizmet edenleri karşısına alır. Hizmetleri için gülbank okur. Rehber son kez cemdekilerden helallik ister. Onlar da ”Haklarımız helal olsun." derler. Böylece cem töreni son bulmuş olur.
Şücaaddin Veli Ocağında Cem Töreni
Şücaaddin Veli Ocağında Cem töreni işleyişi şöyledir: Ceme gelen talipler cem evine girmeden önce kapı eşiğine kapının sağına ve kapının üst eşiğine niyaz eder. Eşik niyazını yapan talipler, Cem töreni için yerlerini alırlar. Her gelen can Dedenin karşısına geçer ve dedeye niyaz eder. Dede ve Çerağcı meydan çerağını uyarır. Bu çerağa “Taht-ı Muhammediye”[70] veya “Horasan çerağı”[71] derler. Dede Cem evine geldiğinde Cemde bulunanlar ayakta “Mansur darına” durarak Dedeyi karşılarlar. Dede duasını okur, çerağdan niyaz alır sonra posta niyaz eder yerine oturduktan sonra Cemde bulunanlara niyaz eder. Dede ve çerağcı meydan çerağından ışık alınır ve üç çerağ uyandırılır. Çerağcı dualar bittikten sonra çerağı yüksek bir yere kaldırır, çerağ bitinceye kadar yanar. Dede tekrar başka bir dua ve düvaz okur. Düvaz okunurken kadınlar ayağa kalkarlar, bitince otururlar. Dede, cem töreni başlamadan rızalık alır, herkesin birbirinden razı olmasını ister. Aralarında dargın ve küskünlük olan varsa meydana çıksın der. Ceme hitaben “Gönüller bir mi erenler” diyerek üç defa sorar. Cemde bulunanlar razı olduklarını beyan ederler. Herkes yanındaki can ile “Hü” diyerek selamlaşır. Bu selamlaşmaya “Nişan alma” denir. Dede bir gülbank okur ve Cem birlenmiş olur. Cem töreninde hizmet edecekler Dededen “Hayır, himmet” isterler. Gözcü Cem törenin asayişi için görevini alır. Ferraş, car çekme[72] hizmetini yapar. Car çekme işi belli aralıklarla yapılır. Ferraş, “Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali, Şah İmam Hasan, İmam Hüseyin” der ve secde edilecek yeri süpürür. Dede duasını verir. İbrikçi ibrik ve leğen getirir Selman suyu[73] (İbrik) ritüeli yapılır. İbrik ritüeli de belli aralılarla tekrar edilir. Bazen tek bir erkek bazen de bir erkek ve bir kadın tarafından yapılır. Dede ibrikçiye duasını okur. Cemde ikrar, görgü, musahiplik ve dar hizmeti varsa Dede Gözcüden seccadeyi getirmesini ister. Seccade elinde dar’a durur, sonra seccade yere serilir. Dede seccadenin dört köşesine niyaz eder ve duasını verir. Daha sonra Cem töreninde hizmet edecek görevliler sırayla seccadenin dört köşesine niyaz ederler. Sonra dede öncülüğünde Cemde bulunanlar topluca tövbe ve istiğfar eder. Tövbe esnasında sağ el kalp üzerinde tutulur. Tövbenin sonunda dede duasını verir. Âşıklar tövbe düvaz okurlar. Hizmet alacak canlar sırayla eşleriyle birlikte önce ortaya cümle niyazı yapar, sonra dedeye niyaz ederler. Dar’a dururlar ve görülme tercümanını okurlar. Seccadenin sol tarafına taçlı bacı sağ tarafına saçlı bacı dikilir. Dede dualarını verir. Sonra Dede darda duranları Cemde bulunanlara üç defa sorar, onlarda Allah eyvallah derler. Dede gelen olumlu cevaptan sonra çiftin üstüne çarşaf örtülür. Nadali Duası okunur. Beş kez pençe çekilir. Ayetel Kürsi ayeti ve Kevser suresi okunur ve canların senelik görgü işlemleri yapılmış olur. Car hizmeti kısaca tekrar edilir, dede duasını verir. Leğen İbrik hizmeti de tekrarlanır dede dualarını verir. Saka elindeki su kabı ile saka suyuyla[74] meydana gelir. Sonra su kabını dedeye verir. Dede bir gülbank okur. Dede saka suyunu içtikten sonra Dede, saka ve cem törenine katılanlar şöyle der; “Aşk olsun içene, rahmet göçene, rahmet mümine lanet yezide” Daha sonra saka suyu çoğaltarak yardımcılarıyla birlikte birisi erkek canlara, diğeri kadın canlara saka suyunu dağıtırlar. Herkes su içtikten sonra dede sakaya dua okur. Âşıklar mersiye[75] okur. Dede Cemde bulunanlara Miraç olayını anlatır. Âşık Miraçlama deyişini sazsız, sözlü nefes ya da nesir halinde okur. Miraçlama okunurken bacılar ayakta durur. Sonrasında Kırklar semahı âşığın okuduğu nefes ile dört bacı tarafından bağlama eşliğinde dönülür. Miraçlama bölümünde dar’a duran canlar Kırklar semahı bitinceye kadar ayakta durular. Dede Kırklar semahı dönülmesinden sonra semah duasını verir. Dedenin duasından sonra semah dönen dört bacı özür gezer bu esnada âşık özür düvaz okur. Semah dönen dört bacı dedenin karşısında dara durur, dede özür gülbenki okur. Kırklar semahı bittikten sonra isteyen canlar Dedenin müsaadesiyle semah dönebilirler. Dede Cem birleme için o gün yapılan ibadette hata varsa söylenmesini üç kez sorar Cemde bulunanlar da üç kez ”Allah eyvallah” der. Dede “Bende hakkımı helal ediyorum” der. Cem töreninde bulunanlar hep beraber meydana niyaz ederler. Ceme katılanlar birbirleriyle “Hû erenler” deyip esenleşirler. Dede bir gülbenk okur. Dede Cem töreninde hizmet edenleri karşısına alır hizmetlerinin kabul olması için duasını okur. Âşık hizmet bitirme düvazını okur ve cem töreni son bulmuş olur.
Ali Koç Baba ve Şücaaddin Veli Ocaklarında Uygulanan Ritüeller.
İkrar Verme ve İkrar Cemi
İkrar kelime anlamı olarak Saklamayıp doğruca söyleme, bildirme, benimseme, kabul etme anlamına gelir. İkrar vermek ise; söz vermek, Mürşide teslim olma da verilen söz, yemin etme anlamlarına gelmektedir. Alevilik yoluna girmek ve hayatının bundan sonraki kısmını bu yolun kurallarına göre devam ettirmek isteyenler için yapılan törenlere İkrar Cemi denir.
Ali Koç Baba Ocaklılarında ikrar vermek şarttır. İkrar vermeye “ele yapışma” denir. İkrar vermeyen canlar herhangi bir Cem törenine katılamazlar. İkrarı evli olan canlar verir. İkrar verirken erkek ve kadın tek bir kurban keserler ve Mürşidin huzuruna kadın ve erkek birlikte götürülürler.
Şücaadin Veli Ocağında da Alevilik yoluna girişin ilk şartı; Dede huzurunda ikrar vermektir Ali Koç Baba Ocağından farklı olarak Şücaaddin Veli Ocağında talip ikrar verdikten sonra her yıl görgü Cemine katılıp görgüden geçmek zorundadır. İkrarında duramayan talip düşkün olarak ilan edilir; maddi ve manevi cezalara çarptırılabilir. Şücaaddin Veli Ocağında dede ikrar verecek çifttin ailelerinin de ikrar cemine katılmalarını ister törende ailelere rızalarının olup olmadığını sorar.
Musahiplik ve Musahiplik Cemi
Musahiplik Arapça kökenli bir kelimedir, “Arkadaşlık yapmak, eşlik etmek ve refakat etmek” anlamlarına gelmektedir. Musahip ise,” arkadaş, sohbeti güzel olan” demektir.[76] İki kişinin hem bu dünyada hem de ahiretteki kardeşliği demektir Musahiplikle iki can adeta bütün yönleriyle bir can haline gelir. Alevi geleneğinde öz kardeşinden daha kıymetli, daha üstündür. Musahip olacaklar, birbirini çok iyi tanımalıdır. Alevi geleneğinde, daha önce ikrar vermiş olan veya kan bağı taşımayan evli iki kişinin eşleri ile dedenin ve cem topluluğunun önünde, yaşamları boyunca kardeş kalacaklarına, birbirlerini koruyup kollayacaklarına, birlik ve beraberlik içinde yaşayacaklarına dair söz vermeleri şeklinde gerçekleştirilen bir Musahiplik Cemi töreniyle kurulan manevi kardeşliktir.
Ali Koç Baba ocağında ve Şücaaddin Veli Ocağında ikrar verip yola giren talipler ilerleyen zaman içerisinde musahiplik kurumuna dâhil olurlar. Kendi yapılarına uygun başka ocaklılarla ömür boyu sürecek kardeşlik sürecine girmek için musahiplik yoluna girerler. Bunun için anlaşabildikleri diğer ikrar vermiş aile ile rehber aracılığıyla dedeye müracaat ederler. Dede kendisine gelen bu talebi uygun görürse iki aileye birbirlerini tanımaları için yaklaşık bir yıl süre verir. Bu süre zarfında iki aile gerçekten birbirlerini tanımışlarsa, birbirlerine kefil iseler ve birlerine tahammül edebileceklerse dede bu musahip adaylığını onaylar.
Ali Koç Baba Ocağında dedenin uygun görmesinden sonra musahiplik Cemi düzenlenir ya da yapılacak ilk Harman Tavı Ceminde, Kırk Nevruz Ceminde, Muharrem Yası Ceminde musahip adaylarının töreni yapılır. Musahiplik Cemine sadece musahipli olan çiftler katılabilir. Kesilen kurbandan da ancak musahipli çiftler yiyebilir. Ceme katılanlar dedenin öncülüğünde rızalık verirler. Musahiplik Ceminden sonra iki evli çift “tamamlı” olur. Ali Koç Baba Ocağında musahip kardeşliği musahiplerden biri ölünce sona erer. Musahiplerden birisi öldüğü için “yarımlılık” hali oluşur. Yarımlılık hali ancak başka evli bir çiftle kurulacak musahiplikle yeniden oluşturulur.
Şücaaddin Veli Ocağında ise Ayrı bir Cem töreni düzenlenir. Musahiplik Cemindeki işleyiş de büyük oranda aynıdır. Musahip olacak çiftlerin hazırlanması, törene dâhil edilmesi, törende yapılanlar da benzer özellikler gösterir. Musahiplik Ceminde on iki hizmet yapılır ve lokmalar dağıtılır. Ali Koç Baba Ocağında “Tarik” erkânı uygulanırken Şücaaddin Veli Ocağında “Pençe- i Ali Aba” erkânı uygulanır. Şücaaddin Veli ocağında bir kez musahip olunur. Musahip kardeşlerden birisi öldüğü zaman kalanlar tekrar musahip olamaz. Eşi ölen kişi başka birisi ile evlenirse yine eski musahipleriyle musahip olamazlar.
Musahip olurken iki çift talip birbiriyle musahip olurlar. Yani; dört can bir can olurlar. İçlerinden bir kişi düşkün olsa; dördü de düşkün sayılırlar. Düşkünlük erkânı da benzerlikler içerir. Düşkünlük suçunun niteliğine göre on bir yıla kadar cezalar verilebilir. Düşkünlüğün kaldırılması için ceza alan taliplerin pişmanlık gösterip Ocaklarında ikrar tazelemeleri gereklidir. Rehber aracılığıyla dedeye ulaşan talip ya da talipler dedenin uygun görmesi ile düşkünlüklerinden kurtulabilirler. Bunun için bir kurban kesip Cem töreni içerisinde ikrar tazeleyip tekrar ocaklarına geri dönebilirler.
İrşat Cemi (Gençlik Bayramı)
Geleneksel Alevilikte evli olmayan canlar cem törenlerine katılamaz. Gençlerin ve çocukların aileleriyle veya yalnız katıldıkları Aleviliği öğrenebilmeleri için eğitim amaçlı yapılan Cem törenidir. On iki hizmet erkânı uygulanmaz ve kurban hizmeti olmaz. Ceme katılanlar evlerinden “lokma” adı verilen yiyecekler getirirler. Her iki ocak dedeleri de bilgilendirici sohbetler yaparlar. Âşıklar nefes, deyiş ve düvaz imam[77] okurlar. Semah dönmesini öğrenirler.
Pençe ve Tarik Erkânı
Ali Koç Baba Ocaklıları tarikli, tarik çubuklu bir ocaktır. Ali Koç Baba Ocaklılarında görgü cemi yoktur. Musahip ve Taç giyme (Hizmet alma) Cemlerinde tarik uygulanır. Ali Koç Baba Ocaklıların da erkânda kullanılan değneğe “tarik çubuğu” denmektedir. Dede taliplerinin hizmetini görürken onları tarikten geçirmektedir. Ali Koç Baba Ocaklılarında tarik çubuğu, 80 ile 120 cm boylarında gül ağacından yapılmış bir değnektir. Tarik “Erdebil süreği”[78] güden Alevi ocakları da son derece önemlidir.
Dolu (Dem)Erkânı
Dolu hizmeti saki hizmeti, dem hizmeti olarak da bilinir. Doluyu dağıtan kişiye “saki, dolucu, demci” adları verilir. Alevilerin dolu, dem dedikleri bu hizmet törensel bir kavramdır. Tarihi, inançsal çok eskilere dayanan bir gelenektir.[79] Dolu hizmetinin temelinde Miraç hadisesi yer almaktadır. Kırklar Cemi olarak adlandırılan cemde, ilk dolu Hz. Muhammed ve kırklar tarafından alınmıştır.[80]
Ali Koç Baba Ocağında dolu hizmeti vardır. Cem için toplanıldığında yemek yenir, yemekten sonra Kur’an‐ı Kerim okunur. Dualar ve gülbanklardan sonra dolu hizmetinde şerbet dağıtılır. Dolu deyince akla elma, nar, üzüm suyu ve bunlardan yapılan şerbet gelir. Dolu hizmeti sırasıyla Muhammed Ali dolusu, üçlerin dolusu, yedilerin dolusu, on iki imamların dolusu, kırkların dolusu ve sunaların dolusu şeklindedir. Altı aşamada dolu hizmeti gerçekleşir. Çok sık olmasa da Cem’e katılan canlardan bazıları Ali Koç Baba ve Hasan Dede için bir dolu salmak isterse yedinci dolu olarak Koçlu Baba dolusu ve Hasan dede dolusu da salınır. Doluyu Bakırcı Baba taksim eder. Dolu hizmeti musahipli bacılar tarafından gerçekleştirilir. Genelde üç bacı altı seferde dolu dağıtımını yapar. Dolu dağıtımına dededen başlanır. Daha sonra Taçlı Babalara dağıtılır. En son olarak da cemde bulunan canlara dolu dağıtılır. Şerbeti dağıtan musahipli bacı hangi doluyu verdiğini şerbeti alana söyler. Şerbeti alan da dolunun niteliğine göre: “Eyvallah erenler Hû üzerimize geldi (Muhammed Ali) dolusu (Muhammed Ali’nin) dolusunu içelim (Muhammet Ali’nin) aşkına, muhabbetimiz aşkına” der. Yanındakiler “Aşk olsun!” der, şerbeti içer. Şerbeti dağıtan bacı içen kendisinden büyükse elini öper, küçükse elini öptürür. Bardağı alıp geçer. Sonra şerbeti içen yanındaki üç kişiyle sefalaşır. Şerbeti dağıtan geçmeden sefalaşma yapılmaz. Sefalaşanlar elleriyle tokalaşıp bir kere omuzlarına çapraz gelecek şekilde niyazlaşırlar. Dolu dağıtımı sırasında âşık nefes okur. Dede dolu dağıtımı sonrasında gülbank okur.
Kurban Kesme Ritüeli
Kurban kelime anlamı olarak Allaha yakınlaşmaktır. Alevilikte kurban, Allah’la ibadet olarak yakın olmak niyetiyle kesilir. Alevilerde kurban kendini “yola kurban etmek, yol uğruna canını vermek verdiği ikrarda durmak anlamındadır. Ali Koç Baba Ocaklılarında da ve Şücaaddin Veli Ocaklılarında Cem törenlerinden önce kesilen çeşitli kurbanlar vardır. Bunlar; İkrar kurbanı, musahip kurbanı, dardan indirme kurbanı Muharrem matemi (Aşure) kurbanı, düşkün kaldırma kurbanı, birlik kurbanı, Sultan Nevruz kurbanı. Farklı olarak Şücaadin Veli Ocağında Hızır orucu kurbanı ve Hıdırellez bayramı kurbanı vardır.
Ali Koç Baba Ocağında ve Şücaaddin Veli Ocağında kurban için genellikle ayrı bir Cem töreni yapılmaz. Kurbanı adayacak olan ocaklı yapılacak herhangi bir Cem töreninde bunu yerine getirebilir. Aynı zamanda düzenlenecek olan bir Ceme de kurbanını katabilir. Kurban, tüm Alevilerde olduğu gibi Ali Koç Baba Ocağında ve Şücaaddin Veli Ocağında da çok önemlidir. Kurban kesilmeden kesinlikle Cem töreni yapılmaz. Ali Koç Baba Ocağında Hz. İsmail için kesilen kurbana “Büyük kurban”, Cebrail için kesilen kurbana ise “Küçük kurban” denilir. Kurban olarak koç-kuzu kurbanı tercih edilir. Şücaaddin Veli Ocağında İkrar, Görgü ve Dar cemi gibi cem sahibinin bulunduğu cemlerde kurban mutlaka kesilir. Şücaaddin Veli Ocağında Cemde dağıtılmak üzere kesilen kurbanın karaciğer ve yürek kısımlarına “Canbaş lokması” denir. Lokma hizmeti için meydana gelen lokmacı hizmetini görecekler kesilen kurbanların etleri ile dara durup dedenin karşına geçerler dede lokmacılara dua verir. Ali Koç Baba Ocağında Harman Tavı Ceminde “Cebrail”[81] d