Ali Koçbabalılar Derneği

SELAM OLSUN KERBELA ŞEHİTLERİNE

Şerife KOÇ | 09.06.2026 | 15 Görüntülenme

KERBELÂ ŞEHİTLERİNE SELÂM OLSUN...

Hak ve hakikat uğruna susmayanlara…
Zulmün, haksızlığın ve karanlığın karşısında elif gibi dik durup eğilmeyenlere…
Çocuklarını, canlarını, sevdiklerini Hak yoluna tereddütsüz kurban verenlere…

Selâm olsun Cennet gençlerinin seyyidi Hz. Hüseyin’e…
Selâm olsun Kerbelâ’nın asil şehitlerine 72 şühedaya....
Selâm olsun nurun membaı olan Ehlibeyt’e…

Peygamber’in Ehlibeyt’e Verdiği Değer ve İlahi Bütünlük
Kerbelâ’yı sadece tarihi bir trajedi, siyasi bir kırılma olarak görmek büyük bir eksikliktir. Kerbelâ’yı anlamak; önce Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) Ehlibeyt’ine verdiği değeri, onlarla kurduğu manevi ve ontolojik bütünlüğü idrak etmekle mümkündür. Çünkü Kerbelâ’da zulme uğrayanlar sıradan birer insan değil; Peygamber ocağının emanetleri, asr-ı saadetin canlı şahitleri ve ümmetin hidayet yıldızlarıydı.

Peygamber Efendimiz, hayatı boyunca Ehlibeyt’ine derin bir sevgi göstermiştir.O, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i omzuna alır, onları öper, koklar ve göğsüne bastırarak şöyle nida ederdi:

“Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.”

Bu ilan, sadece bir dedenin torunlarına duyduğu şefkatten ibaret değildir. 

“Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Allah, Hüseyin’i seveni sever.”
Bu ifade, İslam düşüncesinde benzersiz bir bütünlük vurgusudur. "Hüseyin bendendir" demek; onun eti benim etim, kanı benim kanım, ahlakı benim ahlakımdır demektir. "Ben de Hüseyin’denim" demek ise; benim getirdiğim tevhid davası, adalet ve hakikat, gelecekte Hüseyin’in duruşuyla, onun feda oluşuyla korunacak ve yaşayacaktır demektir. Hüseyin’i sevmek, doğrudan doğruya Allah’ı ve O'nun Resulü'nü sevmenin turnusol kâğıdıdır.

Efendimiz bir başka duasında ise hırkasının altına aldığı Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için şöyle buyurmuştur:

“Allah’ım! Bunlar benim Ehlibeytimdir. Onların kirini gider ve onları tertemiz yap!” (Ahzab Suresi, 33. ayetin nüzul sebebi olan Kisa Hadisi)

“Size İki Ağır Emanet Bırakıyorum”
Veda Haccı dönüşünde, Gadir-i Hum’da ve vefatına yakın her fırsatta Allah Resulü ümmetini açıkça uyarmış, sırtını dayayacağı sarsılmaz kaleleri şu meşhur Sakaleyn (İki Ağır Emanet) hadisiyle bildirmiştir:

“Ben size iki ağır emanet bırakıyorum: Biri Allah’ın Kitabı Kur’an, diğeri ise itretim, yani Ehlibeytimdir. Bu ikisi, (kıyamette) havuz başında bana gelene kadar birbirinden ayrılmazlar.”

Bu hadis, Kur’an-ı Kerim ile Ehlibeyt’in kıyamete kadar sürecek olan ikizliğini ilan eder. Kur’an; Allah’ın kelamı, sessiz rehberidir; Ehlibeyt ise o Kitab’ın yürüyen, yaşayan, can bulan ahlakıdır. Biri olmadan diğerini doğru anlamak imkânsızdır.

Ehlibeyt Sadece Bir Soy Değildir; Hakikatin Kendisidir
Ehlibeyt denildiğinde sadece kan bağıyla bağlı bir aile anlaşılmaz. Ehlibeyt:

Sadakatin ve teslimiyetin zirvesi,

İlmin ve irfanın kapısı,

Güzel ahlâkın ve adaletin yeryüzündeki gölgesi,

Sabrın ve Hak yolunda dimdik durmanın sembolüdür.

İşte bu yüzden, Yezid bin Muaviye’nin saltanat, dünya menfaati ve baskıya dayanan zihniyetiyle; Hz. Hüseyin’in temsil ettiği peygamberi adalet, hürriyet ve hakikat yolu Kerbelâ’da karşı karşıya gelmiştir. Hz. Hüseyin’e biat etmesini söylediklerinde verdiği o asil cevap, Ehlibeyt ahlakının özetidir: "Benim gibi biri, onun gibi birine asla biat etmez!"

Kerbelâ’ya Giden Acı Yol ve Sonsuz Çağrı
Kerbelâ hadisesi bir anda gökten zembille inmedi. Önce ümmet içinde istişare kültürü yok edildi, korkular büyütüldü… Vicdanlar dünyalık makamlar için susturuldu… Dünya sevgisi, ahiret bilincinin ve hakikatin önüne geçti… Ve sonunda Peygamber’in “gözümün nuru, reyhanım” dediği Hüseyin ve Ehlibeyt, Kerbelâ çöllerinde yalnız bırakıldı.

Ama onlar zulme boyun eğmediler, sayıca az olmalarına rağmen geri adım atmadılar. Çünkü Hz. Hüseyin için mesele kuru bir taht kavgası veya yönetim mücadelesi değildi. Mesele; dedesinin canı pahasına kurduğu İslam dininin özünü korumak, adaleti yeniden ayağa kaldırmak ve haksızlığa karşı direnişin kıyamete kadar sürecek rehberliğini yapmaktı.

Bu yüzden Kerbelâ, tarihin tozlu sayfalarında kalmış bir savaş değil; insanlık vicdanında, adalet ile zulmün savaşında hâlâ yankılanan sönmez bir hakikat çağrısıdır.

Bugün de, yarın da nefes alan her vicdan sahibi aynı teslimiyetle fısıldar:

Selâm olsun Kerbelâ şehitlerine…
Selâm olsun Hz. Muhammed Mustafa'nın canından bir parça olan Ehlibeyt’e…
Selâm olsun, her ne pahasına olursa olsun hakikatten ve adaletten ayrılmayanlara…

Şerife KOÇ
Şerife KOÇ

Yazar/Araştırmacı

Yazarın Tüm Makaleleri